Turkish-English Dictionary

In TurkishIn English
maddesubstance
madde, konu, sorunmatter
maddenin korunumuconservation of mass
maden eritmesmelting
makinemachine
makroskopikmacroscopic
maksimum, en büyük, en yüksek, en çokmaximum
malzeme, madde, gereçmaterial
manometre, basınç ölçer manometer
manyetikmagnetic
manyetik soğutmamagnetic cooling
mekanik dengemechanical equilibrium
merceklens
merdaneroller
merkezcenter
merkezcilcentripetal
merkezi ısıtmacentral heating
merkezkaç kompresörcentrifugal compressor
mermi, roketprojectile
mesafepitch
metalmetal
mıknatısmagnet
mikroskopikmicroscopic
miktar, nicelikquantity
milshaft
mil işishaft work
minimum, en küçük, en düşük, en azminimum
molmole
mol kesrimole fraction
mol oranımole ratio
molekül kütlesi, moleküler kütlemolecular mass
molekülselmolecular
moment, an,moment
momentummomentum
momentum akısımomentum flux
momentum aktarımımomentum transfer
momentum denklemimomentum equation
motorengine
mutlakabsolute
mutlak basınçabsolute pressure
mutlak entropiabsolute entropy
mutlak nem absolute humidity
mutlak sıcaklıkabsolute temperature
mutlak sıcaklık ölçeğiabsolute temperature scale
mutlak sıfırabsolute zero
mükemmelperfect
mükemmel yanmaperfect combustion