Turkish-English Dictionary

In TurkishIn English
paralelparallel
parametreparameter
parça, yığınlumped
parçacıkparticle
parlaklıkbrightness
parlama noktasıflash point
pasif güneş sistemleripassive solar systems
patlamaexplosion
patlayıcıexplosive
perde, bölme, paravan, ekran, elek; elemek, ayıklamakscreen
performans katsayısıcoefficient of performance
performans, etkenlikperformance
periyod, dönemperiod
periyodik, dönemselperiodic
pervanepropeller
pıhtılaşmacoagulation
pilbattery
pirometrepyrometer
pistonpiston
plaka, levha, kaplamak (fiil)plate
plazmaplasma
pnömatikpneumatic
politropikpolytropic
pompapump
pompa verimi pump efficiency
potansiyel enerjipotential energy
potansiyel farkı, gerilim farkıpotential difference
potensiyel, gizil, gizli güç, gerilim, gizil güçpotential
prizmaprism
projeproject
psikrometrepsychrometer
psikrometrikpsychrometric
pürüzlülükroughness
püskürtme, spreyspray