Turkish-English Dictionary

In TurkishIn English
uç, son terminal
uçucuvolatile
uçuculukvolatility
ufuk-güneş yüksekliğisolar altitude
uyarmaexcitation
uyarmakstimulate
uyartı, sinyalsignal
uygulamaapplication
uygulama, pratikpractice
uygulamalıapplied
uygulamalı, uygulanabilirpractical
uylaşımconvention
uyuşabilir, uyumlucompatible
uzay, boşluk, aralıkspace
uzaysalspatial
uzunluklength
üçlü noktatriple point
üçüncültertiary
üfleyici, fanfan
üfleyici, üfleçblower
üleştiricidistributer
üleştirme katsayısıdistribution factor
üleştirme oranıdistribution ratio
üleştirme, dağıtımdistribution
üretimproduction
üretmebreeding
ürün; çarpımproduct
üsexponent
üsselexponential
üssel yöntemexponential method